15 Mayıs 2012 Salı

pazartesi sendromu

Pazartesi sendromu herkes de olduğu gibi Tuna'da da var; her pazartesi ben işe giderken dudak büküyor, ben de seninle işe geleceğim diye ağlıyor. bu sabah da ben çıkmadan uyandığı için aynı konuşmalar geçti gene aramızda ama tüm bunlara ilave olarak anneannesinin olmayışına da isyan etti..Dün akşam yatarken aslında vedalaşmışlardı ama anlamamış sanırım ki anneannesini istedi sabahleyin..

Bu sene Tuna anneler günü hakkında biraz daha fikir sahibiydi ama anneannesinin de anneler günü olabileceğini algılayamadı, O'na göre sadece annelerinki kutlanırdı; dün babasıyla hediye seçmişler getirdi verdi sarıldı boynuma :) minnak elleriyle de sırtımı sıvazladı :))
Pazar sabahı babasıyla konuşuyorlar odasında  ben de yataktayım benim uyuduğumu sanıyorlar;
Zeq: Tuna biz seninle bugün çıkalım annene hediye alalım
Tuna: ama ben dün çiçek aldım bahçeden topladımdı cilek de yemiştimdi:)


Pazar gunu anneler günü yemeği vardı biz de ben rahatça hazırlık yapim diye babasıyla çıktı Tuna
markete gittiler şu arabalı market arabaları bizimkinin favorisi  hiç kaçırmaz..neyse alısveris yaparken müşterilerden birisi Tuna'ya ehliyetin var mı senin diye sormus Tuna da yok demiş o arada inmiş arabadan. müşteri o zaman sana ceza kesecegim demiş Tuna'da sen polis değilsin ki diye cevabı yapıstırmıs adama :)

Dizonor sevgimiz bambaşka..iki kaşın arasında aldırdı dün bize bu dinazoru; Dinazor da diyemiyor dizonor..Dizonorun dişleri çok keskinmiş ve agzından da ateş çıkıyormus oyle diyor:))


dün sarılıp öptüm kocaman ama anneciğim seni çokk seviyorum, hiç doyamam sana ben :)

11 Mayıs 2012 Cuma

Cuma akşamı çok geç çıktım işten Tuna babasına söylenmiş "annemi bir daha işe göndermeyeceğim" diye..Ben geldiğimde yatmaya hazırlanıyordu pijamalarını giymişti, sarıldık öpüştük hemencecik uyuyuverdi..
Cumartesi sabahı uyandı sevinçle anne tatil mi oldu simdi mi tatil oldu diye ..


Kahvaltımızı yaptık giyindik çıktık Emirgan'a..hava çok güzeldi  yürüdük önce sonra takalar gözümüze takildı hadi geçelim karşıya dedik. Tuna pek sıcak bakmadı bu fikre taka ona pek güvenli gelmedi ama sonra alıştı geçtik Kanlıca'ya..Biraz da oralarda dolandık tekrar döndük geriye..Bizim geldiğimiz motora başkaları binince bizimki pek bozuldu ama sonra daha güzeline binice diğerini unuttu..


Akşam  kendi kendime hıdırellez yaptım bakalım insallah dileklerim geçek olur :) bir avuc dileğim oldu hepsini toparladım bir keseye  doldurdum..Tek tek gerçekleşmesini bekleyecegiz..

Pazar günümüz erken başladı, annemlerle kahvaltı yaptıktan sonra annem ve çocukluk arkadaşı torunları tanıştırmaya karar verdi biz de hep beraber çıktık dışarıya..Tanışma merasimi pek parlak geçmedi yaşlar eşit olunca çok iyi oynayamadılar, bu merasimden sonra Moda'ya gittik minik Derin'i ziyarete..Ayy Tuna'dan sonra Derin pek bi minik geldi bana..elleri ayakları miniminnacık  çokk tatli..
Pazar gününün son aktivitesi olarak da arkadaslara maç izlemeye gittik, Tuna son Fenerbahçe-Galatasaray maçından beri Fenerbahçe ve Cim-Bom  nedir öğrendi, babasının yaptığı birkaç baskıdan dolayı da hangi takımı tutuyorsun dediğimizde Fenerbahçe demeye başladı, ama pazar gunu ben de boş durmadım Tunacım biliyor musun ben de Cim Bom'luyum dedi hooop bizimki de Cim Bom 'lu oluverdi. Biz birbirimize söz vermiştik Zeki'yle takım konusunda baskı yapmıcaz diye ama baktım karsı taraf atakta ben de gectim karşı ataga :) Aslında bir yandan da diyorum baba-oğul tutsunlar aynı takımı ama bir yandan da içten içe de sinir oluyorum..Neyse bakalım Tuna hangisini seçecek..

3 Mayıs 2012 Perşembe

güneşşş

Ben ayı ve güneşi takip etmeyi çok severim ..Annemden gelme bir alışkanlık ayın, güneşin doğuşunu batışını izlemeye bayılırım. Tuna da seviyor ay dede nerde güneş var mı yok mu takip ediyor..
pazartesi günü babasıyla Kavaklı'ya gittiler bahçeye babaannesine dedesine..giderken beni de işe bıraktılar. Yolda giderken Tuna anne bak güneş çıkmış dedi evet ne güzel dedim..Köye de gelecek mi dedi ..evet köye de gelecek dedim bu sefer anne güneşin arabası var mı diye sordu :)

27 Nisan 2012 Cuma

3 mü oldun simdi

Biliyorum çok klasik ama söylemeden edemiyor insan sanırım zaman ne çabuk geçiyor ve sen nasıl çabuk büyüyorsun inanamıyorum..
18 Nisan'da tam 3 yaşında oldu Tuna..Bu sene geçen senelerden farklı olarak doğum günü olduğunun farkındaydı; çok komik ama zaten uzun zamandır bu günü bekliyordu . İlk kutlamamız büyük bir partiydi15 Nisan'da erken kutlama olarak gerçekleşti; ikincisi de 18 Nisan'da daha minik bir parti olarak. İkisinde de çok eğlendi :) Hediyelerini hevesli hevesli açtı..Pastanın üstüne minnak tükürükler saçmak suretiyle bol bol mum üfledi...


Bu bir yıl nasıl geçti diye bakıyorum da 2yaş sendromu bizi çok da üzmedi, haziran ayında beze elveda dedik geceleri de bez olayını bitirdik ama şu sütçü modundan birtürlü çıkamadığından geceleri tekrar beze döndük çünkü ailecek perişan olduk. Teyzenle ilk yolculuğunu yaptın ilk anları sonradan öğrendiğimize göre biraz sancılı atlatsan da sonrasından  pek keyif almışsın..Pek büyüdün pek dilinde iyice açıldı bazen söylediklerinle bizi hayretler içinde bırakıyorsun. Kışın çok dışarı çıkamadın ama son 1 aydır sitede kendinden büyük arkadaşların oldu; karsılastıgınızda kucaklasıp öpüştüğün..son dönemde de basketbol ve futbola merak sardın..Unutmadan  kepçe, kamyon aşkın hiç bitmedi neredeyse evde kepçe, kamyon, itfaiye, çöp arabası, beton arabası, traktör koleksiyonumuz olacak. Süt sevdamız hala son gaz ama buna sınırlama geliyor haberin olsun..biberonu da artık bırakman lazım yani seni biraz zor günler bekliyor kuzum.. Televizyonu keşfettin buldumcuk oldun hatta neyseki buna da yavaş yavaş sınırlama getirmeyi başardık. Tatil nedir onu öğrendin bu sene cumartesi sabahı bizi evde görünce ilk soru anne tatil mi oldu :) oldu. Mutfaktaki en büyük yardımcımsın hala :) ne zaman salata yapsam, soğan doğrasam, kek yapsam hemen tezgah yanına sandalyeni çekiyorsun..Bir de her dışarı çıktığında apartmanın önündeki yeşillikten bana yaprak kopartıp getiriyorsun anne sana çiçek getirdim bak kokla diye uzatıyorsun kapıdan girmeden. Babanla boğuşmak en büyük zevkin, baban saklanıp yavaş yavaş yaklaştığında nasıl heyecanlanıyorsun çok komik arslan geliyorr diye bağırmaya başlıyorsun:) Ira gittiğinden beri ben geç kaldığımda akşam yemeklerinizi baba-oğul pek güzel yiyorsunuz masayı beraber hazırlıyorsunuz, bir de program tutturmuşşunuz bunun dışına çıkmıyorsun. Akşamları kapıyı mutlaka bize sen açıyorsun işin varsa bir hız kapıyı açıp bir çığlık atıp geri koşuyorsun yok işin yoksa boynumuza atlıyorsun işte o zaman seni böylee içime sokasım geliyor öpüyorum öpüyorum gene öpmek istiyorum.. 

canım oğlum benim seni çok çok seviyoruz.. Bütün güzellikler seninle olsun, nice mutlu yıllar kuzum..



10 Nisan 2012 Salı

winnie the pooh bu üzer mi?

dün akşam TV'de Winnie The Pooh maceralarından birisini izliyorduk Tuna'yla beraber..filmde tavşan arkadaşlarıyla tartışıyor sonra rüyasında hepsinin gittiğini tek başına kaldıgını görüyor ve çok üzülüyor. İşte bu noktada baktım bizimki içini çekiyor yaşlar aktı akacak, dudak bükülmüş bir yandan da ağladığını belli etmemek için elini alnına götürmüş arkadaşları nerede anne diye cılız bir sesle soruyor, rüya görmüş Tuna'cım arkadaşları evlerinde diyorum hani ama göremiyorum diyor :) sonra neyse çıktılar da piyasaya bizimki biraz rahatladı ama bütün gece tavşan neden üzüldü arkadaşları gitti mi vs diye sordu.. Kuşum büyümüş de film izlemiş bir de filme üzülüp ağlamaklı olmuş..
ben de kendimce fırsattan istifade oyuncaklarını paylaşması için filmden yola çıkarak arkadaşlarımızın da istekleri vardır sadece bizim istediklerimiz olmaz onlarınkini de dikkate almalıyız mesela bizim oyuncaklarımızla oynamak istediklerinde paylaşmalıyız gibi cümleler kurdum ama hiç oralı olmadı, hayıy annee onlar bisikletimi cok hızlı kullanıyo ben vermek istemem dedi çıktı işin içinden..

30 Mart 2012 Cuma

kıvırcık sever

Dün akşam esti spora da gidemeyince kendimi kuaförde buldum..
saçlarımı uzatmaya çalıştığım için sadece uçlarından kestirip biraz kat verdirdim.
Kuafördeyken aradılar bizimki ben yoldan arayınca hemen geliyorum diye heyecanlanmıs dayanamamış, neyse sacıma fön çektirdim gittim eve. Tuna açtı kapıyı beni görünce neden kuaföre gittinnnn diye ağzında birşeyler geveledi sonra yaklaşık iki saat boyunca beni gördükçe uff biğenmedimmmm, git anne kuafore kıvırcık yapsınlar sacını diyip yüzünü buruşturdu.
Kıvırcık seviyormus kuzum benim düz sac sevmiyormuş :))

28 Mart 2012 Çarşamba

dolaylı yoldan

Pazar sabahı Tuna bugun benim dogum günüm diye uyandı, aklına nerden geldi biz de bilemedik ama TunaCım yanımıza gel biraz daha yatalım dediğimde ama anne bugün benim doğum günüm yatamam dedi..
Cumartesi akşamı teyzesinin bizde kaldığını unutmuş olacakki hatırlayınca biranda gözünde bir  ışık parladı hadi kankamı uyandıralım dedi.
koşturarak gittik salona giriverdi teyzesinin yanına aldı eline resim defterini boyalarını aralarında geçen diyalog;
Tuna: ben kepçe çizicem
Sinem: çiz bakalım
Tuna: ama büyük kepçe çizmek istiyorum
Sinem: tamam
Tuna: amaa almak da istiyorum
Sinem: hımm :) al o zaman Tunacım
Tuna: mırık bir ifadeye ama nasıl alıımmm
oyuncakcı da varrr

Taktı bu aralar büyük kepçeye, ne zaman dışarı çıksak büyük kepçe büyük kepçe, iki hafta önce annemler bizdeyken çevredeki tüm oyuncakçıları aratmıs dedesine ama bulamamıslar traktör alıp gelmişler eve.
Evde zaten her türlü insaat malzemesi var, beton arabası, çeşitli kamyonlar, boy boy kepçe, vinç, traktör, silindir ama aklı büyük kepçede :))